Akkusativ Alan Fiiller (Verben mit Akkusativ) Konu Anlatımı
Almanca öğrenirken en önemli konulardan biri Akkusativ alan fiilleri doğru kullanmaktır. Çünkü Almancada bazı fiiller, cümlede kendilerinden sonra gelen ismin Akkusativ (ismin -i hâli) ile kullanılmasını zorunlu kılar.
Akkusativ alan fiillerde yapılan eylem doğrudan bir kişi ya da nesne üzerinde gerçekleşir. Bu nedenle fiile “Kimi?” (Wen?) veya “Neyi?” (Was?) sorularını sorduğunuzda aldığınız cevap Akkusativ olur.
Neden Akkusativ Fiillerini Ezberlemelisiniz?
Akkusativ alan fiiller günlük Almanca konuşmaların büyük bölümünde kullanılır. Ayrıca ÖSD, Goethe, TELC ve okul sınavlarında bu fiiller çok sık karşınıza çıkar.
Bu nedenle fiilleri yalnızca anlamlarıyla değil, hangi hâli (Akkusativ) istedikleriyle birlikte öğrenmek büyük önem taşır.
| Sıra | Almanca Fiil (Türkçe Anlamı) | Almanca Örnek Cümle (Türkçe Çevirisi) |
| 1 | abgeben (teslim etmek, vermek) | Sie möchte einen Kinderwagen abgeben. (Bebek arabasını teslim etmek istiyor.) |
| 2 | abholen (almak, gidip almak) | Leopold holt Ahmet ab. (Leopold Ahmet’i alıyor.) |
| 3 | absagen (iptal etmek) | Ich sage meinen Arzttermin ab. (Doktor randevumu iptal ediyorum.) |
| 4 | abschließen (kilitlemek) | Bitte schließen Sie die Haustür ab 22 Uhr ab. (Lütfen dış kapıyı saat 22’den sonra kilitleyin.) |
| 5 | abstellen (park etmek (araç), bırakmak) | Wo stellst du dein Fahrrad ab? (Bisikletini nereye park ediyorsun? / Nereye bırakıyorsun?) |
| 6 | anbraten (kızartmak (tavada)) | Er brät die Zwiebel an. (Soğanı kızartıyor.) |
| 7 | angeben (belirtmek, göstermek) | Sie können die Uhrzeiten angeben. (Saatleri belirtebilirsiniz. / Gösterebilirsiniz.) |
| 8 | anhalten (durdurmak, durmak) | Er hält das Taxi an. (Taksiye dur işareti yapıyor. / Taksi durduruyor.) |
| 9 | ankreuzen (işaretlemek (kutu)) | Kreuzen Sie das richtige Wort an. (Doğru kelimeyi işaretleyin.) |
| 10 | anmachen (açmak (cihaz)) | Lukas macht den Fernseher an. (Lukas televizyonu açıyor.) |
| 11 | anmelden (kaydetmek, bildirmek) | Ich melde meinen Urlaub an. (Tatilimi bildiriyorum / kaydettiriyorum.) |
| 12 | anrufen (telefon etmek, aramak) | Er ruft Samira an. (Samira’yı arıyor.) |
| 13 | anschauen (bakmak, izlemek) | Schauen Sie die Fotos an. (Fotoğraflara bakın. / Fotoğrafları izleyin.) |
| 14 | ansehen (bakmak, izlemek) | Sehen Sie die Fotos an! (Fotoğraflara bakın! / Fotoğrafları izleyin!) |
| 15 | anstellen (işe almak, çalıştırmak) | Die Firma stellt viele Menschen an. (Firma birçok insanı işe alıyor.) |
| 16 | antreten (başlamak (işe)) | Morgen tritt Svenja eine neue Arbeitsstelle an. (Svenja yarın yeni bir işe başlıyor.) |
| 17 | aufhängen (asmak) | Hängen Sie Plakate im Kursraum auf. (Kurs odasına posterler asın.) |
| 18 | aufmachen (açmak) | Wann macht der Supermarkt auf? (Süpermarket ne zaman açılıyor?) |
| 19 | ausblasen (üfleyerek söndürmek) | Großvater bläst die Kerzen aus. (Büyükbaba mumları üfleyerek söndürüyor.) |
| 20 | ausdrücken (ifade etmek) | Er drückt seine Wünsche gerne aus. (Dileklerini / İsteklerini memnuniyetle ifade ediyor.) |
| 21 | ausfüllen (doldurmak (form vb.)) | Füllen Sie bitte das Formular aus. (Lütfen formu doldurun.) |
| 22 | ausgeben (harcamak) | Familie Meier gibt viel Geld aus. (Meier ailesi çok para harcıyor.) |
| 23 | ausmachen (kapatmak (cihaz)) | Um vier macht er den Computer aus. (Saat dörtte bilgisayarı kapatıyor.) |
| 24 | auspacken (paketinden çıkarmak) | Peter und Tom packen die Kartons aus. (Peter ve Tom kartonları açıyor / paketlerinden çıkarıyor.) |
| 25 | ausräumen (boşaltmak (oda vb.)) | Die Packer räumen die Wohnung aus. (Paketleyiciler daireyi boşaltıyor.) |
| 26 | austauschen (değiştirmek, takas etmek) |
Sie tauschen ihre Adressen aus. (Adreslerini değiştiriyorlar / takas ediyorlar.) |
| 27 | auswählen (seçmek) | Wählen Sie ein Foto aus. (Bir fotoğraf seçin.) |
| 28 | auszeichnen (nitelendirmek, öne çıkarmak) | Otto zeichnen viel Fähigkeiten aus. (Otto’yu birçok yetenek nitelendiriyor / öne çıkarıyor.) |
| 29 | backen (fırında pişirmek) | Du hast drei Kuchen gebacken? (Üç tane kek mi pişirdin?) |
| 30 | beachten (dikkat etmek, önem vermek) | Bitte beachten Sie die Hinweise. (Lütfen uyarılara dikkat edin.) |
| 31 | beantworten (cevaplamak) | Wir beantworten gerne deine Fragen. (Sorularını memnuniyetle cevaplarız.) |
| 32 | begrüßen (selamlamak) | Olga begrüßt Frau Wohlfahrt. (Olga Bayan Wohlfahrt’ı selamlıyor.) |
| 33 | bekommen (almak, elde etmek) | Er bekommt zu wenig Geld zurück. (Çok az para iadesi alıyor.) |
| 34 | benennen (adlandırmak, isimlendirmek) | Er benennt seine Körperteile. (Vücut parçalarını adlandırıyor / isimlendiriyor.) |
| 35 | benutzen (kullanmak) | Magda benutzt Frau Feldmanns Küche. (Magda Bayan Feldmann’ın mutfağını kullanıyor.) |
| 36 | beraten (danışmanlık yapmak) | Ich berate die Firma beim Kauf von Computern. (Şirkete bilgisayar alımında danışmanlık yapıyorum.) |
| 37 | beschreiben (tarif etmek, açıklamak) | Beschreiben Sie die Gegenstände. (Nesneleri tarif edin / açıklayın.) |
| 38 | besichtigen (gezmek, ziyaret etmek) | Wir besichtigen heute Berlin. (Bugün Berlin’i geziyoruz / ziyaret ediyoruz.) |
| 39 | besuchen (ziyaret etmek) | Sie besucht ihren Vater. (Babasını ziyaret ediyor.) |
| 40 | betreuen (bakmak, ilgilenmek) | Seine Frau betreut zu Hause eine Kindergruppe. (Karısı evde bir çocuk grubuna bakıyor / ilgileniyor.) |
| 41 | bezahlen (ödemek) | Ich bezahle nicht viel Miete. (Çok kira ödemiyorum.) |
| 42 | bieten (sunmak, teklif etmek) | Wir bieten einen interessanten Arbeitsplatz. (İlginç bir iş yeri sunuyoruz / teklif ediyoruz.) |
| 43 | bilden (oluşturmak, kurmak) | Die meisten Verben bilden das Perfekt mit ge-. (Fiillerin çoğu Perfekt’i ge- ile oluşturur.) |
| 44 | brauchen (ihtiyaç duymak) | Wir brauchen einen Kühlschrank. (Bir buzdolabına ihtiyacımız var.) |
| 45 | buchen (rezervasyon yapmak) | Sie buchen eine Reise nach Hamburg. (Hamburg’a bir seyahat rezervasyonu yapıyorlar.) |
| 46 | buchstabieren (hecelemek) | Er buchstabiert das Wort. (Kelimeyi heceliyor.) |
| 47 | dabeihaben (yanında bulundurmak) | Lena hat immer das Handy dabei. (Lena’nın her zaman telefonu yanında.) |
| 48 | duzen (senli benli konuşmak) | Ich duze meinen Chef. (Patronumla senli benli konuşuyorum.) |
| 49 | einkaufen (alışveriş yapmak) | Sie kauft noch Tomaten ein. (Hala domates alıyor. / Domates alışverişi yapıyor.) |
| 50 | einladen (davet etmek) | Ich lade dich ein. (Seni davet ediyorum.) |
Diğer Bölüm için Blog Sayfalarını Ziyaret Edin.

Henüz Yorum Yapılmamış... İlk Yorumu Sen Yap